Tag Archives: zayıflama hikayeleri 2013

HEM ZAYIFLAMAK HEM KAZANMAK İSTİYORSANIZ İŞTE SİZE FIRSAT!

ZAYIFLAMAK İSTİYORSANIZ İZLEYİN!

· 1 Aylık Ödediğiniz ücret iade edilecektir. Her 5 kişide aynı uygulama yapılarak zayıflarken kazanabileceğiniz ve ödediğiniz ücreti, başarınızın karşılığında, geri alarak, ücretsiz zayıflama mutluluğunu yaşayabileceğiniz bir fırsat sunuyoruz.

· Kısaca ; Her 5 yeni üye getirdiğinizde 1 Aylık Üyelik ücreti (600 TL.) veya sizin referansınız ile 1 aylık VİP üye sistemimize dahil olduğunda size 500 TL. kazanma fırsatı verilmektedir.

Üyelik sistemimiz, size kalıcı ve sağlıklı zayıflamanın yanında aynı zamanda zayıflamak için ödediğiniz ücreti geri kazanma fırsatı, hatta daha ötesinde, Kilo Kaybederken PARA KAZANDIRAN, geri dönüşümlü, özel üyelikler sunmaktadır.

Bunu değerlendirmek ve kilolu olmanızı fırsata dönüştürmek artık sizin elinizde…Ayrıntılı bilgi için tıklayın:

http://vucudunsifresi.com/tr-TR/sss.asp?TabID=1

1.5 AYDA 15 KİLO! KİLOBEKÇİLİĞİ İŞTE BÖYLE BİRŞEY… BUNLARI UYGULAYIP DA ZAYIFLAYAMAYANLARI BEDAVA UZAYA GÖNDERİYORUZ:)

Görmediğiniz, gözlerinin içine bakıp konuşmadığınız, nasıl bir yaşam sürdüğünü ve nasıl bir aileye sahip olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmadan tamamen karşılıksız ve içten bir ilişkinin varlığına inandım ben! Bir laf vardır, bazı şeyleri parayla satın alamazsınız diye. Kilobekçiliği de işte böyle bir şey. Bu hizmetin karşılığını rakamlarla ifade etmek mümkün değil.

Hayal kurmayı unuttuysanız ya da bir hayal nasıl kurulur bunu bilmiyorsanız öğrenmenin vakti geldi.

Ben uzun zamandan beri hayal kurmuyordum. Kilolarım yüzünden gençliğimin ilk yıllarında bırakmıştım hayal kurmayı. Sanki kilolarım hayatımın, hayallerimin önünde aşılamaz bir engeldi. Gözlerinizi aşağıya doğru indirdiğinizde ayak uçlarınızı görememenin nasıl bir duygu olduğunu belki bilmiyorsunuz. :)  Artık hayal kurabiliyorum. Geleceğe dair güzel düşlerim var. Her şeye artık ‘’KENDİMLE’’ başlıyorum. Ben artık ‘BENİ’ seviyorum… İdeallerimden vazgeçmek eski ‘Ben’de kaldı. Beni bu kadar değiştiren, hayata bu kadar pozitif bakmamı sağlayan süreç Oya hanımın beni ‘’Memnun oldum efendim, OMDER ailesine hoş geldiniz. Hayallerinin gerçek olmasını isteyen bir insanla daha tanışmanın mutluluğu ve gururu içerisindeyim.’’ demesiyle başladı.

Bende çoğu insan gibi arama motorunda zayıflamak için yeni çareler aramaktaydım. Tesadüfen rastladığım Vücudun Şifresi öncelikle içerik açısından iddialı bir site olması bakımından beni etkiledi. Başarı hikayeleri ve Halil beyin müthiş rekoru. Etkilenmemek elde değildi. Defalarca sitede dolaştım. Halil beyin fotoğraflarına tekrar tekrar baktım. Bu hızla bu kadar kilonun verilebileceğini aklım bir türlü almıyordu. Çünkü ben değil kilo vermek yediklerime dikkat ettiğimi düşünsem bile bir beden daha genişliyordum. Artık vardığım nokta çok vahimdi. En çokta sağlığımdan endişelenmeye başlamıştım. 27 yaşımda 101.3 kiloya ulaşmıştım. Size okuması zor mu geldi. :) Şifre: VŞ 888  Aynalara bakamıyor kendimden kaçıyordum. Bunun bir kader olduğununa inanmaya başlamıştım. 46 beden kıyafetlerin içine bile sığamıyorsanız ne düşünebilirsiniz ki başka? Kostüm tasarımıyla uğraştığım için sinema ve dizi setlerinde yoğun çalışma koşullarından ötürü dengesiz öğün saatleri artık olağan bir durummuş gibi geliyordu. Bütün gün aç kalıp, bir o kadar da stresten sonra akşam masada ne varsa silip süpürmek ve doyduğum halde bitene kadar yemek günün en güzel anıydı benim için. ama mutsuzluğum genişleyen bedenimle birlikte giderek büyüyordu (Kaybederken daha da fazla kaybeden oluyordum.) Kabullenmemeliydim bu halimi. Bir mucizeyi oturup beklersem o mucizenin hiç gelmeyeceğini nihayet anlamıştım. Bir mucize bulmuş muydum acaba? Klasik yöntemlerle mi karşılaşacaktım. Ya işe yaramazsa gibi soru işaretleriyle kilo bekçiliği sistemine katılmaya karar verdim. Kafamdaki soru işaretleri devam ettiğinden ilk karşılaştığım Dilek hanım’a panik bir halde sürekli sorular soruyordum, çünkü en başta kendine güveni olmayan bir insan, bir başkasına nasıl güvenebilirdi ki? Bu birde internet ortamı olunca güvensizlik duygusu daha da artıyordu. Karşılıklı samimi diyaloglarla cesaretim daha da arttı ve işlemler tamamlandıktan sonra program günüm belirlendi. Ardından VÜCUDUN ŞİFRESİ geldi.

Hiçbir kelimesini atlamadan, özümseyerek, zamana yayarak okudum vücudun şifresini. Okudukça ne kadar bilinçsizce beslendiğimin(-ki buna beslenmek denirse) farkına vardım. Kilolu olmanın ağır bedensel ve ruhsal yükü yetmezmiş gibi sektörleşmiş bir sistemin sömürüsüne şahit oldum okurken ve kendiminde farkında olmadan defalarca bu sömürüye maruz kaldığımı anladım. Unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz ya da önemsemediğimiz bir beslenme alışkanlığının nelere sebep olduğunu daha iyi anlama fırsatını buldum bu kitapla. VÜCUDUN ŞİFRESİyle tamamen hazırdım artık geç kalınmış bir başlangıca.

Ve sonunda geldi çattı günlerdir beklediğim an! Kilobekçimle tanıştım. Kilobekçisi deyip geçmeyin. 2 ay sonunda hayatınızın bir parçası haline dönüşüveriyor :) sevgili kilobekçim, sözcüklerim yetecek mi ? bakalım seni anlatmaya. İlk zamanlar ‘Öğretmenim’ diyordum sana. Şaka değil gerçekten hep öğrenciydim sağlıklı yaşam okulunda. Tüm geçmişimi, doğru bildiğim yanlışlarımı silip attım seninle… Önce duruşum değişti. Daha sağlam durmayı öğrendim senden, kararsızlıklarım gün geçtikçe kayboldu. ’Başaracaksın’,’Sana Güveniyorum’ dediğinde hep güç verdin. Tanıştığımız gün kararlı olduğumu söylediğimde ‘Bende yüreğimi koyuyorum bu yola öyleyse’ dedin ve sözünde durdun sonuna kadar. Başta sert olduğunu düşündüren tavırlarının ardındaki şefkati farketmekte geç kalmadım. İyi ki yapıcı eleştirilerde bulundun, doğruyu bulmama yardım ettin. Yoksa bugün Başarmış olarak yazamıyor olacaktım. Kendime örnek aldığım bir kilobekçim var benim. Ben böyle deyince hiç dayanamaz çok mütevazidir kendileri. İltifatlara başlayınca ‘’Tamam tamam yeter bu kadar’ diyerek son noktayı yine o koyar. Ona patron diye hitap ettiğimde ‘’Bu işin patronu da sensin işçisi de, unutma’’ diyerek hayatımın sorumluluğunun bende olduğunu hatırlattığın için sana minnettrarım. Ben aslında günlük yönlendirmeler ve programlar dışında özel paylaşımlar yaşayacağımızı hiç düşünmemiştim.

Sevgili Kilobekcim yazdıklarımdan çıkarttığın karakter analizinin hayrete düşürdüğünü söylemem lazım. Bu durum sanki beni öncedende tanıyormmuşsun da uzun zamandan sonra tekrar görüşüyormuşuz hissi uyandırıyordu. Hayatıma dair yaptığım hataları fark ettirdin bana canım. Kilobekçiliğinin salt kilo verdirmekten ibaret olmadığını, bunun yanında hayata bakış açını ve bedenine saygıyı öğreten bir okul olduğunu öğrettin. Senin bana kattıkların hep olumlu oldu,olumsuz cümlelerde yazardım eğer aksi olsaydı. O kadar absürt ve o kadar çok sorularım oldu ki hepsine sabırla cevap verdin. Her şeyi sorduğum için de bazılarına ‘Ona da sen karar ver’ diyerek beni kendi kararlarımı alabilmem için yönlendirdin.

Artık bedenimin neye ihtiyacı olduğunu biliyorum. Eski alışkanlıklarım bitti. Kendimi sevdirdin bana. Şimdiki masa dostlarımla çok daha eğlenceli öğünler yaşıyoruz sayende. Yeni bir damak zevkim oldu. Artık hareketi seviyorum, dans etmeyi seviyorum, bedenimi seviyorum. Bunu başka nasıl başarabilirdim ki. Bu kesinlikle bir HK Performans mucizesi. 1,5 ayda 15 kilo verdim. Artık imkansız olmadığını biliyorum ve kilo vermeye devam :) Yolum zor ve uzun, hedefim ise büyüktü. Kişisel olarak hazırlanan yaklaşımlar ve her geçen gün giden kiloları tartıda görmek, insanların hayret dolu bakışlarıyla nasıl başardın cümlelerini duymak, pantolonlarının üzerinde bollaşarak emanet duruşunu tebessümle izlemek ve onları keyifle giyerek dışarı çıkmak, hedefe ulaştığımda alışveriş çılgınlığı yapacağımı düşünerek alacaklarımın listesini hazırlamak :) Bu duyguları yaşamak çok ama çok güzel. Kilobekçim ve ben hedefe doğru kararlı adımlarla yolumuza devam ediyoruz.

Zehir miktarı hayatınızın felesefesi olarak benimsemişseniz, emin olun ki ihtiyacınızdan fazlasını tükettiğinizde zaten lokmalarınız zehir gibi geliyor :) hemen midenizde fazlalık duygusuyla rahatsız oluyorsunuz. Şimdi düşünüyorum da, doyduğunu bildiğin halde yemeye devam etmek ne acı bir durummuş! Kendime ne kadar zarar vermişim anlık mutluluklar yaşamak uğruna. Şimdi hep huzurluyum, rahatım ve dinginim. Mutsuz olmak için bir sebebim yok, melankolik kimliğimden sıyrıldım ve güne gülümseyerek başlıyorum kilobekçim sayesinde. Görmediğiniz, gözlerinin içine bakıp konuşmadığınız, nasıl bir yaşam sürdüğünü ve nasıl bir aileye sahip olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmadan tamamen karşılıksız ve içten bir ilişkinin varlığına inandım ben! Bir laf vardır, bazı şeyleri parayla satın alamazsınız diye. Kilobekçiliği de işte böyle bir şey. Bu hizmetin karşılığını rakamlarla ifade etmek mümkün değil.

Programımın bitmesine az bir süre kaldı. Aslında çoktan bitmiş olması gerekiyordu ama HK PERFORMANS’ın sürprizleri hiç bitmiyor :) Yaklaşık 1 aya yakın bir süre hediye ettiler bana. Sevgili öğretmenim Gelişerek dğeişim uzmanım, ben iyi bir öğrenciyim galiba :) Zaman azaldıkça, birlikteliğin sonu yaklaştıkça bir burukluk çöküyor üzerime. Kilobekcimin bana kattıklarının terazide bir karşılığı yok! Her eleştirin, her tavsiyen paha biçilmez değerde benim için. Hepsini sağlam ayaklar üzerinde gelecek güzel ve sağlıklı günlere taşıyacağım. Böylece dostluğumuz hiç bitmeyecek.

Sevgili kilobekçim, Halil Kargulu ve onun harika ekibi, nam-ı diğer sevgili ailem, bana verdiğiniz değer ve emekleriniz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Zayıflamanın imkansız olmadığını bana yaşattığınız için çok mutluyum. Kilo sorunu olan insanlar bir an önce sizlerle tanışmalı.  Bu ailenin sadece kendi coğrafyamızla sınırlı kalmamasını diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla

S. O.

İnsanların rüyadan uyanarak, kendi gerçeği ile yüzleşmesi ve kendi özlerine yolculuk yapabilmeleri için web tabanlı BUTİK Zayıflama Okulu Eğitimlerine katılmaları ve gerçekleri yaşamaları artık kaçınılmazdır.

Sağlıklı hızlı ve kalıcı zayıflamak için başka hiçbir çözüm  kalmamıştır.  Büyük bir uyanış yaşamalı ve GELİŞEREK DEĞİŞİM modelinde konseptinde Bireysel ZAYIFLAMA Atölyesi çalışmalarına katılarak büyük değişimi yaşamalıyız.

Hızlı Kilo vermek için ayrıca sağlıklı ve kalıcı zayıflamak için ‘Hk Performans’ profesyonel butik üyelikleri ile size ayrıcalıklı olmaya ve bu değişim keyfini yaşamaya davet ediyoruz…

Bu gerçeği bugün görenler, zaman kaybetmeden hızlı ve kalıcı kilo verme ve sağlıklı zayıflama gerçeğini yaşayarak, geleceği daha güvenli ve huzur içinde yaşayabilir.  Bu gerçeği göremeyenler ise, bu adaletsiz ve kapitalist düzende  3-5 başarısız deneme sonucu BAŞARABİLİRİM İNANCINI kaybederek sistemin kölesi olarak, içine kapanık ve sürekli kendini aşağılayarak tüm başarısızlığı kendinde görerek  yaşamaya mahkumdur.

Şundan emin olabilirsiniz; Bu göne kadar denediğinizi sandığınız, aklınıza gelen tüm eylemler, Zayıflamak için ilaçlar, bitkisel ürünler,  yöntemler, bütünün sadece %1-3’ini temsil etmektedir… Siz gerçek başarı için Sağlıklı hızlı ve kalıcı zayıflamak adına BÜTÜN İÇİN %98’i hiç denemediniz.  Dolayısı ile kimse “ben her şeyi denedim ama başaramıyorum” diye kendini kandırmasın!  Gerçeği gören,  özüne yolculuk yapmak isteyen ve kalıcı sonuçları yaşamak için cesaretli olan herkes; mutlak suretle, bu sistemde kalıcı zayıflama yöntemi ve GELİŞEREK DEĞİŞİM ile kalıcı kilo verebilir.

Siz hiç Büyük Değişimin, İdeal kiloda sağlıklı yaşamanın ve kalıcı kilo vermenin heyecanını  iliklerinize kadar hissettiniz mi?

HK Performans Eğitim danışmanlık

KİLO VERME BAŞARI MEKTUPLARI-İncelme & Sıkılaşma


SAĞLIKLI ZAYIFLAMA Toplamda 33 KİLO VERME ve 77.5 cm İncelme & Sıkılaşma

SAĞLIKLI ZAYIFLAMA

 

Toplamda 33 KİLO VERME ve 77.5 cm İncelme & Sıkılaşma

01.04.2011 (Başlangıç) 110 kg 129 cm 136 cm 117.5 cm

İLK 30 GÜN VERİSİ   11,6 kilo verme Sağlıklı Zayıflama

14 30.04.2011 30 . gün 98.4 kg 118 cm 127 cm 110 cm

İLK 60 GÜN VERİSİ  19.5 Kilo vermek sağlıklı zayıflamak  

20 30.05.2011 60 . gün 90.5 kg 109 cm 120 cm 108 cm

 

İlk 90 gün ve devamı Mevcut kilo durumu TOPLAMDA 33 KİLO VERMEK

30 2011    Son 1 gün  77 kg 97 cm 109 cm  99 cm
İlk-Son Kilo ve cm Farkları 33 kg zayıflama Bel – 32 cm Basen – 27 cm Göğüs- 18,5 cm

Devamı İçin Tıklayın

En Mucize Kilo Verme Hikayeleri- 3 Ayda 37 Kilo Zayıflamak


         Dergilerde, internette okuyorum da inanamıyorum. Nasıl başarıyorlar?” Bir haftada 5 kilo verdim” diyor bir kio verme hikâyesinde. Önce hırslanıyorum, sonra umudum sönüyor nedense. Ben de zayıflasam, zayıflasam da artık ben de kendi hikâyemi yazsam; Kilo verme başarı hikâyemi…Ama nerdeeee…Sanki korkuyorum…
       Şu ana kadar zayıflamak için herhangi bir uzmandan  yardım almadım. Bir kere  hastanede diyetisyene gittim. O da  bana kocaman bir liste verdi. Günlük neler yemem gerek vs. Listeyi yırttım attım! Böyle kalıpları sevmem. Çünkü bu standart bir listeydi ama herkesin fizyolojisi metabolizması farklıdır değil mi… Bana yaşantıma, metabolizmama uygun bir pogram verebilcek, bu işi bilen empati yapabilen, beni anlayan uzman insanlar istiyorum. Bunun için sizi seçtim…
     Vallahi şuan 36 yaşındayım ve 14 yaşından beri kilo problemim var. Ne yaptıysam kalıcı çözüm olmadı. Ya da doğru bir yol tutturamadım. Kilolarımdan utanıyorum! Hele ki kalça ve basen bölgelerim den daha çok! Kimbilir arkamdan neler söylüyorlar! Bunu düşündükçe daha çok üzülüyorum. Çünkü ortaokul ve lisedeyken çok büyük sorun olmuştu, arkadaşlarım kilolarımla dalga geçiyordu. Bu da onlardan nefret etmeme ve arkadaş ortamımın iyice bozulmasına neden oldu. Gitgide yaşıtlarımla çatışma içine girdim. Arkadaşım ve sosyal hayatım çok büyük darbe aldı. O zamanların etkisinden olsa gerek şu an bile yaşıtlarımla pek anlaşamam, sevemem onları. Hayatım boyunca sürdü bu. Çünkü ben hep kilolu oldum… Kilolarım kendime olan güvenimi hepten aldı. Çok başarılıydım ama uygulamalı dersleri sevmezdim. Ön planda olmak bana acı verirdi çünkü…  Staj yaparken de aynı durum olurdu. Böyle durumlarda hep pasif olurdum. Okul balolarına gitmezdim. Güzel kıyafetler olmazdı bana çünkü. ..Psikolojik olarak çok çektim kilolarımdan. Artık onları istemiyorum!
       Çok fazla strese giren biri değilim. Ama çok sinirlendiğimde yemek yiyemem. Doygunluk hissi oluyor. Açsam bile yemek yemem. Ama yalnız yaşadığım için yemek yeme benim için zaman geçirmek gibi bişey oldu. Yalnızlığımı paylaşıyor sanki, arkadaş gibi…
        Ben de zayıflamak ve kilo verme hikayeleri yazmak istiyorum…Zayıflama başarı mektubu ve kilo verme hikayeleri okuyorum ama insanlar bunu nasıl başarıyor aklım almıyor…Ben de bu kilo verme hikayelerini okuyarak motive oluyorum.
                                                                 Bana bu konuda yol gösterecek birileri var mı?
Ş. K./Adıyaman

Sağlıklı Zayıflamak İçin İşte Çözüm! 3 Ayda 45 Kilo! Mucize Zayıflama!

    Her şey tek bir linkle başladı…

Kilo verme hikâyeleri okumaya son verdim. Neden mi? Çünkü kilo verme hikâyeleri yazmaya başladım; çünkü kilo vermeye başladım:)

Nelere kalkışmadım ki sağlıklı zayıflamak için… Çabalarım sonuçsuz kaldı. Bir dönem kilo verme girişimlerimi durdurdum ve sürekli kilo verme hikâyeleri okumaya başladım.

Ve birgün tüm cesaretimi toplayıp sağlıklı zayıflamak için kolları sıvadım.

Sağlıklı zayıflamak için mucize diyetler buldum. Bu diyetlerle üç ayda 38 kilo zayıflayanlar bile vardı. Sonuçta 4 ayda 97 kilodan 55’e indim.

Sağlıklı zayıflamak için verdiğim onca emeğin karşılığını geç de olsa aldım. Şimdi kendi kilo verme hikâyelerimi yazıyorum. Edindiğim tecrübeler size de yardımcı olur umarım.

Sağlıklı Zayıflama Diyetleri İle 5 Ayda 48 Kilo Zayıfladım

Bir zamanlar manken gibi kızdım. Ne zaman ki evlendim,  çocuğum oldu, hamilelikten kalma kilolar da yapıştı kaldı üzerimde. O zamanlar kilo verme hikâyeleri okur, kendimi cesaretlendirmeye çalışırdım. Derken sağlıklı zayıflama diyetlerini buldum. Ve inanır mısınız 5 ayda tam 48 kilo zayıflayarak yıllardır hayalini kurduğum 36 bedene kavuştum.

Sanal ortamda beni araştırmaya yapmaya iten beni derinden etkileyen kilo verme hikâyeleri oldu. Onlar, sağlıklı zayıflama diyetleriyle 2 ayda 27, 3 ayda 40 kilo zayıfladılar ve kendi zayıflama başarı hikâyelerini yazdılar. Onlar inandı, sağlıklı zayıflama diyetleri ile başardılar. Onların kilo verme hikâyeleri sayesinde sağlıklı zayıflama diyetleri ile tanıştım.

Ve…

Sağlıklı zayıflama diyetleri ile 5 ayda 48 kilo verdim.

Mutluyum… Siz neden zayıflayamayasınız?

30 kg. ZAYIFLAMA ve 84 cm İncelme – Sağlıklı Kalıcı Kilo Verme-KALORİLİ DÜŞÜNCELER VE ZAYIFLAMA ÇEMBERİ HAKKINDA

KALORİLİ DÜŞÜNCELER VE ZAYIFLAMA ÇEMBERİ HAKKINDA
Şöyle bir geriye doğru baktığımda, kilo verme mücadelesi sırasında ne kadar yanlış varsa yaptığımı; yapılması gerekenleri ise görmezden geldiğimi gözlemliyorum. Web tabanlı Zayıflama Okulu-Kilobekciliğinde; Kilobekçimle henüz bir haftayı geride bıraktık. Vücudun şifresi web sitesiyle tanışıklığım ise 1 ay ya var ya yok. Fakat bu süre içerisinde okuduğum makaleler ve başarı hikâyeleri bana o kadar çok şey kazandırdı ki… Çünkü ben yıllarca kalori hesabı yaparak zayıflayabileceğimi düşünmüşüm. Psikolojimi bozan kalori hesapları beni daha çok yemeye teşvik ederken; pazartesi başlayan diyetlere cuma günü son vermiş, hafta sonu ise elime ne geçerse, önüme ne gelirse yiyerek bir sonraki diyet tarihini belirlemişim.
Evet, kalori hesabı yaptığınızda özgür değilsiniz. Nasıl ki bir anne, çocuğuna “bak evladım şöyle yapma, sus konuşma, hızlı koşma, otur kalkma” dediğinde çocuk bunların aksini inatla yapıyorsa; zihin de özgürlüklerin kısıtlanmasına tepki veriyor. Zihnimiz tıpkı yaramaz bir çocuk gibi. Oysaki anne, çocuğuna neden susması, koşmaması, oturması gerektiğini anlatsa çocuk böyle bir tepki vermekten uzak olacaktı. İşte bizler de diyet yapmadan, hayattan kopmadan, zihin terbiyesi ile tercihlerimizden keyif alarak ideal kiloya erişebileceğimizi HK Performans sayesinde öğrendik. 1 ay öncesine kadar “Vücut Kimyası Yönetimi”nden habersiz, negatif düşünceler içinde kiloma kilo eklerken; daha başlamadan yenilmeyi göze almış, ümitsiz, hedefe ulaşma hayalinden uzak bir zihnin açlığını görmeyecek kadar körmüş gözlerim.
“Akşam 8’den sonra bir şey yenmeyecek; günde üç öğün yanı sıra ara öğünler yapılacak; günde 3 litre su tüketilecek; peynir kibrit kutusu kadar olacak; pasta, börek, çörek, çerez vb gıdaların yanından bile geçilmeyecek” şeklindeki dayatmalar, zihinsel özgürlüğe ket vuran, zaten “kilo psikolojisi” ile yıpranmış kişiyi bunaltan eylemler olmaktan ileri gidemedi hayatımda.
Oysaki hedef bilinciyle gelişerek değişen, bütünü gören bir birey; önüne tabak tabak pasta, börek, çörek koysanız da miktar algısıyla hareket edecek tadına bakıp bırakacaktır. Veya keyifle “Yememe zevki”ni tadacak, kaybederken! kaybeden olmamak için zihne uygun sinyaller gönderilecek ve bu tip sınırlandırmalara da gerek kalmayacaktır. Tüm bunları tabii ki şimdi söyleyebiliyorum. Çünkü kimse bana bedensel, ruhsal ve beyinsel etkileşimden bahsetmemişti. Zihnimdeki kalorili düşüncelerin bana daha çok zarar vereceğini kimse öğretmemişti bana. “Şunu ye, ama bunu yeme, çünkü kalorisi şu kadar” diyerek vücudumu tanımama ve onu dinlememe engel olmuşlardı aksine. Suyu çiğneyerek içmenin, her türlü diyet yemeği ile birlikte internet listesi ve light ürünler kullanmaktan bana daha çok fayda sağlayacağını kimse söylememişti. Tercihlerimi doğru yapamamıştım.
Meğerki ben beynime ve bedenime format atmadan yola çıkmışım, yüzme öğrenmeden denize açılmışım. Bilinçli tercihler yapmaktan ve özgürlükten uzak kafesteki kuş olmuşum. Diyeti 15 günlük bir süreç olarak görüp zamanı doldurunca hayalime ihanet etmeye başlamışım. Mücadele edecek inancı, gücü yeteri kadar kendimde görmeyip, ringe havlu atmışım. İçimdeki potansiyeli, iradeyi ortaya çıkaracak bir Kilobekçim ( Gelişerek Değişim Uzmanım)  olmadığından, en küçük bir sarsıntıda yıkılıp pes etmişim. Zayıflamak istediğimi sürekli dile getirsem de, özümde bundan uzak kalmışım. Motivasyonum tam olmamış, ya da sekteye uğramış.
Kaybederek, kaybetmek kaderim olmuş. Bizi maddî ve manevî çökerten, yıkıma uğratan bu çarka bağımlı hale gelmiş; sektörde ne çıkmışsa onu alıp denemişim. Benim ve daha milyonlarca kişinin üzerinden, akla hayale sığmaz rakamlar kazanan “obez ve şişman avcıları”nın hırsı; her geçen gün artmış ben de bu oyunlara gelerek kendimi bu içinden çıkılmaz durumun içinde bulmuşum. Çözümsüzlükler içinde başarısızlıklarla yoğrulmuşum. “Şişir-indir” anlayışının gönüllü kölelerinin kervanında kandırılma bağımlısı bir hasta olarak 20 yıl can çekişmiş, bana hayat suyunu bağışlayacak bu sistemle karşılaşmayı beklemişim. Bizi zorunlu tüketime iten, yapay katkı maddeleri ve kimyasalları gözümüze gözümüze sokan tüketim ekonomisinin sinsi faaliyetlerini anlamamış ve onların zihnimi ele geçirmelerine seyirci kalmışım. Çok okumuş cahiller otobüsünün biletleri elimde, kendimi kurda teslim etmiş ve ondan beni hedefime götürecek yolun adresini vermesini beklemişim.
Şimdi biliyorum ki benim sorunum tamamen beslenme yöntemimle ilgili değil!!! Zayıflama çemberiyle, artık bütünü görebiliyorum. Hislerimi kontrol etmemin, stres yönetiminin ve değişim göstergelerini nasıl anlamlandırılması gerektiğini bilmenin, benim beslenme düzenimden 10 kat daha önemli olduğunu öğrendim. Önceden kalori hesabına tutsak kalıp “besin dışı enerji kaynakları”nın benim vücut kimyama etkisini bilmiyordum. Son alınan gıdanın beynim üzerindeki elektrokimyasal etkisini de hiç duymadığımdan, 100 kalori olduğunu düşünüp yediğim şeyin içindeki katkı maddeleri dolayısıyla daha çok acıkıp 100’lerce kalori almış ve bu büyük hatanın farkına varamamıştım.  “Su içsem yarıyor” deyip kalorili düşüncelerin şişirdiği bedenimi görmezden gelmiştim. “Ne olacak sadece bir bisküvi, ne kadar kalorisi olabilir ki” deyip yediğim şeyin beni sürüklediği “yapay açlık”tan kendimi kurtaramamış ve her seferinde “yapamıyorum” diyerek pes etmiştim.
Kısır bir döngünün içinde kandırılan, aşağılanan sömürülen bir birey olarak, sağlıklı zayıflamak için yapmam gereken şeylerin % 15’ini bile yapamamışım şimdiye kadar. Kilo vermek için her şeyi yaptığını düşünen ben, bir de baktım ki “zayıflama çemberi” içinde % 85’lik çok önemli dilimi görememişim. Neler mi yapmıştım zayıflamak için bugüne kadar?
Her türlü otu, kökü, bitkiyi denedim; diyet ve light ürünler kullandım; kimyasal haplara başvurdum; pasif jimnastik yaptım; spor salonlarına üye oldum; evim egzersiz aletinden geçilmiyor; vücuduma sözüm ona çok etkili kremler, jeller sürdüm; 3-5 günlük mucize detokslar, sayısız diyet listesi denedim. Uzmanların hazırladığı diyet listelerinden, internette çok kolay elimize geçen sıradan ya da tanınmış pek çok listeyi uyguladım. Kitaplığımın iki rafı zayıflama ve diyet kitaplarıyla dolu. Akupunktura da başvurdum. Peki ya sonuç? Her seferinde diyete başladığım kilodan çok daha fazla bir kiloya ulaştım. Hayal kırıklığına uğradım. Kendime olan güvenimi kaybettim. Ruhumda derin yaralar açıldı. Ama şimdi bakıyorum da ben gerçekten sağlıklı zayıflamak için çok daha önemli olan şeyleri ihmal etmişim. H.U.T (Hedefe uyumluluk teorisi), G.D.M (Gelişerek değişim modeli), K.K.K (Kesin kararlılık kavramı) bütün içinde % 25’lik dilimi oluştururken ben 20 yıldır “her şey” diye nitelendirdiğim % 8’e kısılıp kalmışım. Kendimi kandırmış, zihinsel bir köle olarak sömürü düzeninin bir oyuncağı olmuşum.

Açlık ve tokluğun midede değil, beyinde olduğunu şimdilerde anlıyorum. Eskiden duygusal açlıkla bedensel açlığı birbiriyle karıştırdığım için zaten tok olan bedenime gıda yüklüyor, ruhumdaki boşlukları görmüyor ve zihnimdeki zararlı düşünceleri özgür bırakıyormuşum. Bu durumda çok tok olan bir beden ve hep aç olan bir zihinle kısır bir döngüye mahkûm kalmışım. Ama artık inisiyatif bende ve kendimi diyetteymiş gibi hissetmiyorum. Gelişerek değişiyor, bedenim ve zihnimin özgürlüğünün tadını çıkarıyorum. Ben istersem olacağını biliyorum. Her diyete başladığımda kendini gösteren baş ağrılarımdan eser bile yok. Bedenim küçülürken, dünyam büyüyor, hayatım güzelleşiyor. Artık çözümsüzlüğün bir parçası değilim ve olmayacağım. Çünkü çemberin içinde, beni umutsuzluğa sürükleyen tuzakların dışındayım. Artık Pavlov’un köpeği değilim. Negatif şartlandırmalardan uzak, içimdeki gücün farkına varmış bir bireyim. Tüm olumsuz yaklaşımlar, gıda ve farma sektörünün aldatmacaları çemberime teğet geçiyor.
Sonuç olarak; dengesiz ve sağlıksız düşüncelere son vermek, obezite gerçeğine vurulabilecek en büyük darbedir. Türlü mazeretlere sığınarak kalorili düşünceler üreten zihinler için kesin çözüm, zihne atılacak format ve gelişerek değişimdir. Zararlı alışkanlıklarımızın ve düşüncelerimizin farkına varıp onları kabullenmek, algılarımızı açıp bütünü kavrayıp hedefe kilitlenmek, motive olup mücadele etmek, kilo problemini aşmamızı sağlayacak altın anahtarlardır. Ve tabii ki ulaşmak istediğimiz şeyi “gerçekten istemek”. Paul Coelho’nun şu sözü hiç aklımdan çıkmaz. “Bir şeyi gerçekten çok istediğinizde o şey Kâinatın Ruhu’nda hemencecik oluşur.” Hayallerimiz, gerçeklerimiz olsun dileklerimle…
 
Not: Yukarıda yazı  üyenin ilk  hafta içinde aldığı eğitimlerin soncu  yazılmış bir yazıdır.  1 haftalık değişim sonrası zaten altta çizelgede yazıldığı gibi gün gün değişimleri mevcuttur.
Toplam Program Günü
:
2 ay
Sıra
Tarih
Süre
Kilo
Bel
Basen
Göğüs
-
15.02.2012
(Başlangıç)
93 kg
114 cm
125 cm
110 cm
1
20.02.2012
1 . gün
88.9 kg
108 cm
120 cm
102 cm
2
21.02.2012
2 . gün
88.6 kg
104 cm
120 cm
101 cm
3
22.02.2012
3 . gün
88.3 kg
104 cm
119 cm
101 cm
4
23.02.2012
4 . gün
88.2 kg
104 cm
119 cm
101 cm
5
24.02.2012
5 . gün
87.8 kg
103 cm
118 cm
100 cm
6
25.02.2012
6 . gün
87.5 kg
103 cm
118 cm
100 cm
7
28.02.2012
9 . gün
86.4 kg
101 cm
116 cm
99 cm
8
02.03.2012
12 . gün
85.8 kg
101 cm
116 cm
98 cm
9
05.03.2012
15 . gün
-
-
-
-
10
08.03.2012
18 . gün
85.4 kg
101 cm
116 cm
98 cm
11
11.03.2012
21 . gün
-
-
-
-
12
14.03.2012
24 . gün
82 kg
97 cm
113 cm
95 cm
13
17.03.2012
27 . gün
82 kg
97 cm
113 cm
95 cm
14
20.03.2012
30 . gün
-
-
-
-
15
25.03.2012
35 . gün
81.7 kg
94 cm
112 cm
95 cm
16
30.03.2012
40 . gün
82.3 kg
94 cm
112 cm
95 cm
17
04.04.2012
45 . gün
81.3 kg
92 cm
109 cm
91 cm
18
09.04.2012
50 . gün
-
-
-
-
19
14.04.2012
55 . gün
-
-
-
-
20
19.04.2012
60 . gün
81.6 kg
92 cm
109 cm
91 cm
21
24.04.2012
65 . gün
80.5 kg
90 cm
107 cm
90 cm
22
29.04.2012
70 . gün
79.1 kg
89 cm
106 cm
90 cm
23
02.05.2012
Son 3 gün
-
-
-
-
24
03.05.2012
Son 2 gün
79.1 kg
89 cm
106 cm
90 cm
25
04.05.2012
Son 1 gün
-
-
-
-
İlk-Son Kilo ve cm Farkları
13,9 kg
25 cm
19 cm
20 cm
Toplam Başarı Oranı (V.A. %’ si)
14.95
21.93
15.20
18.18
GENEL DEĞERLENDİRME
Not:
2 ayda  25 cm Bel-Göbek  bölgesinden İncelme demek, Göz tartısı hesabına göre ve bilimsel bir veri olarak  tam 20.45 kg. zayıflamak demektir.   Yukarıdaki verileri bu  şekilde değerlendirebilirsiniz…  Üyenin Maddi imkanı elvermediği için devamını kendi şartlarında devam etmektedir.  Yakın zamanda bu bilinç ile “BEN İDEAL KİLOMDAYIM” dediği bir yazısını daha sizinle paylaşacağımızdan bizim hiç şüphemiz yok…
AÇIKLAMASağlıklı ve kalıcı Zayıflamak  ancak  GELİŞEREK  DEĞİŞİM sisteminde mümkündür.  Dünyada alternatifsiz tek  kalıcı zayıflama yöntemi HK performans üyeliklerinde yer alan Eğitim ve takip  sistemleridir. Gelişerek Değişim Zayıflama programlarıdır.Artık düşünme değil karar verme zamanı, Hızlı ve Kalıcı Zayıflamak İstiyorsanız, artık eyleme geçin ve size uygun üyelik seçeneği ile geleceğinizi kurtarın.
Sayfamızda bulunan zayıflayan insanların başarı hikayeleri 30-40 kg vermiş ve onlarca sayfa zayıflama başarı öyküleri yazmış üyelerin yorumlarını ilginç zayıflama hikayeleri ni ve başarılı kilo verme hikayeleri okuyarak neden bu istemde zayıflamanız gerektiğini bir kez daha düşünün.  Potansiyelinizdeki en hızlı kilo vermek için tek kalıcı  çözüm HK performans üyelikleridir.
HK Performans Eğitim danışmanlık Ltd.şti.

KİLO ALMAKTAN KORKTUĞUM İÇİN HAMİLE KALMAK İSTEMİYORUM! EN HIZLI KİLO VERME YÖNTEMİ HANGİSİ

Sn. Başbakan’ın 3 Çocuk Handikabı

Sayın Başbakan birçok konuşmasında, ailelerden 3 çocuk sahibi olmalarını istediğini beyan ediyor.  Ancak doğum yapacak kilolu bayanlara fikirleri hiç soruldu mu? Yani ulusal ve toplumsal gelişimimizi yalnızca etkileyen değil, doğrudan belirleyen bireysel ve toplumsal, psikolojik ve sosyal değerler ne ölçüde göz önünde bulundurulmuştur?

Türkiye’nin stratejik, politik ve ekonomik anlamda hedeflenen konumuna ulaşabilmesinde belki de çok anlamlı ve doğru olabilecek bu istek ve yaklaşım, eksik bir şekilde ele alınmıştır. Burada göz ardı edilen; bu denli anlamlı ve büyük hedeflere ancak beden ve ruh sağlığı, dolayısıyla sosyal ve toplumsal sağlığı çözümlere ulaşmış bir ulus yapısı ile ulaşılabileceğidir.

Ulusumuz kadın oranı kapsamındaki her ‘iki kadından biri’ (1/2) Kilolu veya Obez’dir. Ve bu oran ‘üçte iki’ (2/3) ye doğru ilerlemekte!

Elimizde, aşağıdaki mesajlara kıyasla, daha da kötümser veya çaresizce aktarılan binlerce orijinal ifade mevcuttur…

Bu hisler içinde olan kadınlarımızın hamilelik sürecindeki hormonel iç yansımaları, doğacak çocuklara ne derece sağlıklı bir temel oluşturabilir? İlk hamileliğinde 30 kg. almış bir kadın sizce 2. bir hamileliği düşünebilir mi?

Kaygılı, sinirsel, yorgun, gergin, depresif ve benzeri ruh yapısı taşıyan yeni nesil bireyler ve dolayısıyla çoğunluğu bu yapıda bireylerden oluşan bir toplum; ulusumuzu özgüven, girişimcilik, dolayısıyla da üretkenlik ve ekonomik gelişim yönünde 2023’lerde, 2033’lerde bizi benimsettiğiniz hedeflere ulaştırır mı?

Ayrıca; Kilosu dolayısı ile EVLENEMEYEN, özgüvenini yitirmiş milyonları çocuk sahibi yapabilmek için önce evlenebilecekleri özgüvene, sağlıklı ideal kiloya getirmek daha anlamlı olmaz mı? Bu sadece bayanlar için değil, benzer sorun dolayısı ile cinsel performansı yeterli olmayan ve evlenmeye cesareti kalmamış obez erkeklerin de aynı korku ile evde kaldığını göstermiyor mu?

Özellikle bayanların, anlatılmaz yaşanır “Kilo Psikolojisi” dolayısı ile asosyal yaşama biçimini zoraki benimsemiş, kendilerini toplumdan izole etmiş olması; saygınlığı ve kutsallığı üzerinde hemfikir olduğumuz ‘Aile Müessesesi’nin önündeki en büyük engel değil mi?

Genç OBEZ kızlarımızı, dul kadınlarımızı öncelikle sağlıklarına kavuşturmak, 3 çocuk hedefi içinde olmazsa olmaz değerde bir gerçeklik değil mi?  Yüksek kilolarda evlense bile, zamanla eşler tarafından yaşatılan psikolojik baskı ve şiddet ile ayrılan, boşanan, aşağılanan, hor görülen kadınların varlığını veya bu aile içi dejenerasyon emarelerini algılayan yok mu?

Aile ve Evlilik müessesesi içinde olmadan çocuk teşviki, ahlaki veya sosyal olamayacağına göre, bu durumda olan milyonlar evlenemeden nasıl çocuk yapacak; evlenemeyen, çocuk yapamayan bunca geniş bir kitlenin bilinç altlarına kazınan mutsuzluk ve umutsuzluk önderliğinizde hedeflenen büyük Türkiye’nin handikabı olmayacak mı!

Diyelim ki kişi, kilolu veya Obez bir şekilde evlendi, hamilelikle birlikte 100-120 hatta daha fazla kiloda bir bayandan çocuk doğurmasını kim bekleyebilir?  Bu hem doğmaya aday çocuk için, hem de anne için açık bir intihar değil midir? Daha ötesi bu kadar açık gerçek varken, anneleri daha da zorlamak, hem anne’ye, hem de yetişecek çocuğa yönelik planlı cinayet olmaz mı?

Bizde yoğunluğu çok daha yüksek olan, istatistiksel doğruları ve saf gerçekleri yansıtan çok fazla veri mevcut.

Bunları göz ardı etmeyip, bu kapsamda olan ve bu kapsama girmeye aday kadınlarımıza daha verimli ve kendisiyle barışık bir topluma ulaşabilmek adına; ideal ve sağlıklı kilosunda olmadan: ‘Üç çocuk’ isteğini nasıl karşılıyorsunuz? “Siz ne istiyorsunuz?” diye sormayı lütfen ihmal etmeyiniz!

Bunu sormak ve onları düşündüğümüzü yalnızca telaffuz etmek de yeterli değildir!

Onları büyük bir Gelişerek Değişim ve Toplumsal Atılım Projesi’ gibi milli bir ‘Hedef Proje’ kapsamında sahiplenmek ve çözümler üretmek üzere, siyasi boyutlarda katılımcı ve sosyal devlet zarafetini de kapsayacak düzenlemeler ele alınmalıdır.

İşte  Çocuk istemeyen Kadınların,

Kilo Psikolojisi ve Korkuları:

Çocuk istememe nedeni olan psikolojiyi anlatan Örnek MESAJLAR

***99 Kiloyum. Bekar olduğum halde 3 çocuk annesi gibiyim zaten.  Bir de doğum yaparsam, tabi yapabilirsem ne olur bilmiyorum.

***Evlendiğim yıl 79 kiloydum, 3 ay sonra 75 oldum. Şu an 125’im. Neyi değerlendireyim?
Tartı ortada! Bu kiloda ne çocuk, ne de cinsellik düşünebilirim

***Kötü etkiliyor, iğrenç göründüğümü düşünüyorum! 2. çocuğu istiyor eşim ama ben asla kabul etmiyorum. Önce zayıflamalıyım.

***Tek öocuklu olmamın bir sebebi de bu zaten; aman zayıflayayım öyle doğurayım derken yıllar geçti. Ne ben zayıflayabildim, ne bir çocuk daha doğurabildim!

***97 kiloyum. Cinsel yönden etkilemiyor fakat 2.ye hamile kalırsam nasıl taşırım diye hamile kalamıyorum.

***Doğum öncesi 47 kiloydum bazı ilaçlarla ilk doğumda 65 ikincisi 80 üçüncüde zayıflayıp doğum                     yaptığım halde 84 oldum. Şu an 94 kiloyum.

***Evlilik öncesi normaldi. Hamilelikte aldım. daha sonra bir aldım, bir verdim…Hatta 1 verip 5 aldığım da oldu.. 68 kilo ile başlayıp 97 kilo olarak bitirdim hamileliğimi.. sonrasında ise süt olsun diye yedim de

yedim.. eşimin kötü kötü bakışlarını yakalayıp kahroldum… evliliğimin bitmesinde, onun bu yöndeki olumsuz yaklaşımı da bir faktördü…  101,5 kg.

***Kendimi goril gibi hissediyorum. çocuk istemiyorum. Zayıflarsam 2. çocuğu düşünüyorum!.  1.Doğumum normal oldu 2.’sini de normal istiyorum ama bu şartlar altında asla olmaz.

***Doğum öncesi 57 kiloydum. Sonrası 90 kilo oldum.  Beni çok etkiliyor. Eşimde bir sorun yok kilomdan yana.  Ben kendimi çirkin buluyorum(Kilolarımı). Eşim kendisiyle ilişkiye girmememden çok şikayetçi.

***Hamilelikle kilo aldığım için yine aynı süreci yaşamaktan korkuyorum. Daha fazla kilo alırım diye sanırım 2. çocuğu yapmam.

*** Doğum öncesi 63-65 arasındaydım, doğuma 96 kilo girdim 2. çocuk için, bu kilolar yüzünden korkuyorum

***KİLOLU  OLMAK CİNSELLİĞİ TABİ Kİ ETKİLİYOR. SAĞLIKLI ÇOCUK DÜNYAYA GETİRMEKSE AMAÇ, ANNENİN SAĞLIKLI OLMASI LAZIM. BU KİLODA ASLA OLMAZ…

***64 kilo doğum öncesi, doğum sonrası 77 kilo. Bu kilodan kurtulmalıyım yoksa 2. çocuğumu düşünmem imkansız. Yine kilo alma korkusundan dolayı.

***Evlilik öncesi 82 kg. idim. Sonrasında ise 7ayda 93kg, oldum. Sebebi daha çok stres altında olmam.    Kilolarım beni tabi ki çok etkiliyor. Bu kiloda çocuk sahibi olmayı asla düşünmüyorum.

***Çocuk sahibi olmak isterim ve koşullarım bunun için ileride uygun olsa bile mutlaka önce kilo vermem gerektiğini biliyorum.

***Doğum öncesi 52, hamileliklerimde 30 kilo aldım. Sonrasında hemen verdim ama son 10 senede 35 kilo aldım!

***Evlendikten sonra 39 kilo aldım. Çocuk sahibi olamıyorum. Cinsellikte de sıkıntı yaşıyorum. Psikolojik olarak kendimi çirkin hissediyorum.

***Tabi ki etkiliyor, kilo olan her bayan gibi beni de. Eşimin beni o vaziyette görmemesi için köşe bucak saklanırım.

***Evlenirken 64 idim, şimdi 89 kiloyum. Çocuk için doktorum zayıflaman lazım dedi.

***Bebek sahibi olmam için, sağlıklı gebelik için, daha sonrası için, su anda üzerimdeki kiloları atmalıyım.

***Evlendikten sonra 20 kilo aldım. DOGUM YAPMADIM. Ama bu konu da beni korkutmuyor değil… Ben simdi kilo vereceğim, hamilelikte gene alacağım di’mi… Sonra yine aynı dertler başlamayacak di’mi… Ben bu yaptıklarımı tekrar kendi kendime yapabilir miyim sizce?

***50 kiloyla evlendim şimdi 90 kiloyum. Mutsuzum, cinselliği de  kötü etkiliyor. Tabii aynalara küsüyorsunuz, beğenilmediğinizi düşünüyorsunuz.

***İki hamileliğimde de 35’er kilo aldım. Yememe kimse karışmıyordu, sanırım bunun zevkini çıkardım.

***Kilo aldığımdan beri seks olayından uzaklaştım, tabii ki tek sebebi bu değil ama çok çok büyük bir etkisi olduğu yadsınamaz… kendimi hiç beğenmediğim için birinin beni beğeneceğine inanmıyorum

***Çocuk sahibi olabilmek için acilen kilolarımdan kurtulmalıyım. Yoksa asla hamile kalmayı düşünmüyorum.

***Bedeninizi beğenmediğiniz için kendiniz olamıyorsunuz. Cinselliği istediğiniz gibi yaşayamayabiliyorsunuz. Evli olduğum dönemde çocuk sahibi olmak istediğimiz için dr.a gittik. ikimizde de ufak sorunlar olduğu ve bir aylık ilaç tedavisiyle düzeleceği söylendi (özel dr.) Daha sonra devlet hastanesine gittim diyetisyen ve kadın doğum dr.dan klasik diyet listesini aldım. Kadın doğumcuya geçtim. Tek kelime; 10 kilo ver öyle gel dedi yüzüme bile bakmadan! Sinir bozukluğu tabi ki.

İdeal kilodayken hamile kalmak elbette en doğrusu ama insanın gözüne de böyle sokulmaz ki demi L

***Doğum öncesi54, son gebelik kilosu 84! Bu kiloda iken 2. çocuğa gebe kalmak istemiyorum. Ama iki yıl içinde 2. çocuk sahibi olmayı düşünebilirim

***Çocuk sahibi olma düşüncemi çok etkiliyor tabii ki. çünkü bu halimle hamile kalsam ve ilk hamileliğimdeki gibi kilo alsam doğum sırasında herhalde tek sedyeye sığmam. ve doktora gittiğimde dr beni tartmaz bile herhalde. genel de tartılar 100 kg ya kadar ölçer.150 kg olarak çıkarsam tartıya gerisini düşünemiyorum bile!

*** Kendime güvenim sıfır oldu! Çekici olmadığımı sadece eşimin ihtiyaçları olduğu için beni istediğini düşünüyorum. Asla cinsel yaşantım olmasın istiyorum. Çünkü eşimi görmek istemiyorum! O yattıktan sonra yatmak sanki bana çözümmüş gibi geliyor. Çocuğumun olmasını, daha ben bu kadar kilolu değilken bile istemiyordu. Çok kırdı beni, benim anne olma hakkımın olmadığını, bu kiloyla nasıl hamile olacağımı sürekli söylendi. 3 sene benimle çocuk yapmadı.

***Kilolu olmak biraz özgüveni sarsıyor açıkçası. Bu da biraz stres, biraz çekingenlik yapıyor.
Çocuk yapacağım zaman nasıl olacak, ne yapacağım diye şimdiden stres yapıyorum. Kilolu insanlar hem geç çocuk sahibi oluyor hem de zor bir gebelik süreci geçiriyor.

***İdeal kiloma inmeden çocuk sahibi olmak istemiyorum. Benim cinsel performansımda çok da etkisi olduğunu düşünmüyorum. Fakat zayıf olduğumda kendime olan güvenim tabi ki daha da artıyor

***EVLİLİK ÖNCESİ ZAYIF BİR BAYANDIM. EVLİLİK SONRASI TOMBİŞ.
EVLENMEDEN ÖNCE 57 KİLOYDUM. ŞU AN 93.

***Doğumdan önce 61 kg. idim, 8,5 aylık doğum yaptım ve doğum yaptığımda 102 kg’dım.

***Evlendiğimde 67 idim ilk doğumdan sonra hızla kilo aldım ve 1-2 sene sonra obez odım!

***Kilolu olmak cinsel yönden problem teşkil ediyor, hem de çok büyük sorun. Burada olmamı sağlayan şey de bu aslında.

***Her şeyi etkilediği gibi cinsel performansı da etkiliyor bu meret. Her geçen ay bir önceki aydan daha isteksiz ve daha yorgun oluyorsunuz :(

***Kilo vermeden çocuk sahibi olmak istemiyorum çünkü o zaman geri dönülemeyecek biçimde kilo almaktan korkuyorum. Şimdi iştahlıyım çocuk olunca nasıl yerim kim bilir diye korkuyorum. Normal doğum yapmak istiyorum ama sigara içtiğim için zaten tansiyon riski olabilir, bir de çok kilo alırsam nasıl yaparım diye düşünüyorum. Hamile kalmadan önce kiloları vermem gerek.

***Çocuk sahibi olmadan önce ideal kiloda olmak gerekliliği düşüncesindeyim.

Doğumla beraber kilolar kalıcı olabiliyor

***Hamilelik döneminde kilo alacağım için hamile kalmadan önce epey kilo vermek istiyorum.

***79 kiloyum. Hiçbir zaman kiloluyken hamile kalmak istemedim. Bu kilomdayken hamile olma düşüncesi bile beni korkutuyor. Çünkü hamileliklerimde çok kilo alıyorum . (2 çocuk)

***2 senelik evliyim, 57 kilo evlendim, şimdi 69 kiloyum.  Çocuk düşünmeye başlamama rağmen , kiloların üstüne hamilelik kilolarını da ekleyeceğimi düşünerek vazgeçiyorum.

İdeal kiloma ulaşıp en az 1 yıl geçirdikten sonra diye hamileliği erteliyorum

ve çok daha fazlası…,

Yukarıda ancak bir kısmını, kısıtlı şekilde ele aldığımız bireysel duygusal yansımaları bir yere koyarsak, beki de geleceğin Türk ulusunun yapı taşlarını, mozaiklerinin renk zenginliğini hiç düşünmediğimizi fark edeceğiz. Bireysel, toplumsal ve ulusal varlığımızın işlevsel kalitesi ve bu yönde hele ki, siyasi irade sorumluluğunda sarf edilecek ifadeler ve kavramlar yanında atılması istenecek somut adımlar çok daha özenle ve bilinçle yapılmalıdır.

Türkiye halkı, siyasi irade tarafından en bilinçli ve yaptırımcı adımlar atılsa dahi, beş hatta on yıllık süreçte aşağı çekilmesi çok zor olan %36 + %36 gibi bir obezite ve kilolu oranında istatistiğe sahip ve bu oranın %45’ini 15-50 yaş arası doğurabilen kadın nüfusu oluşturuyor! Uygulanan politikalar ile ancak artması muhtemel bu oran; kilolularla birlikte 24 milyonluk bir nüfusa ulaşıyor…

Şimdi, bilimsel çalışmalarla da kanıtlanan, doğurganlığı oluşturan hormonların yağlar dolayısıyla hareket edememesi sonucu hamile kalınamaması gerçeğinden yola çıkarsak, 24 milyon doğurabilmesi beklenen kilolu / obez kadın işlevsel olarak bu duruma uygun olamayacağı gerçeği söz konusu. Diyelim ki yukarıda da bireysel anlamda duygusal ifadelerini aktardığımız çok dikkate alınması gereken hanımların, yalnızca işlevsel olarak ve teknik desteklerle, sonuç odaklı hamile olabildiklerini varsayalım;ki yine bilimsel olarak ifade edilen; obez bir kadının yukarıda da örneklenen benzer psikolojik durumu dahi, negatif şartlanarak bir ömür boyu hamile kalmasına manidir.

Anne çocuk arasındaki kordon bağı ile etrafı yağlarla örtülü bir dünyayı algılayan bir bebek dünyaya mağlup olarak gelecektir.  Bilinçaltı eğilimleriyle obez olmaya aday bir bebek olması nedeniyle dünyaya mağlup gelen nüfus oranı, tek çocuk olması halinde 24 milyon’a tekabül eden Toplam nüfusun %33’ü! Yani her üç Türk’ten biri tabiri caizse ‘engelli’ olarak dış dünyaya yansıyacak! Görünen tablo bu şekilde maalesef, çok ürkütücü bir tablo değil mi Sayın Başbakanımız?

 

Şimdi soruyorum size sayın Başbakanım;  Siz hiç hamile olan bir Bayan’ın 50-55 kg’dan 80-90 kg’a çıktığında hangi duyguları yaşadığını tasvir edebiliyor musunuz?

Bunu hiç birimiz tasvir edemeyiz. Bu yüzden, bayan’ların 2. ve 3. bir çocuğu neden istemeyeceklerini asla tam anlamıyla bilemeyeceksiniz! Bu isteklerimizi karşılıklı anlamlı kılabilmemizin tek yolu; bayanların yaşamakta oldukları duygusal, ruhsal ve sosyal zorlukları, empati kurmaya çalışarak, ‘Kilo Psikolojisi’ne karşı daha sağlıklı, sonuç odaklı ve bilinçli yaşam geliştirmelerine ve gelişerek değişimlerini sürdürmelerine destek olmaktır.

Bu konuda hemfikir olmalıyız.   

Bu yüzden lütfen ‘üç çocuk’ta diretip sadece kendi açımızdan konulan hedefleri ve erkeklerin isteklerini ön plana çıkarmayalım. Hamile kalan kadınları düşünerek, bu Sistem ve Obejenik Dünya’da, hangi hislerle o süreçleri yaşayabileceklerini anlamaya çalışalım.

Hatta öncesiyle ve sonrasıyla, yani toplam sonuçlarıyla birlikte düşünülmesi ve anlamlı çözümler üretilmesi zorunluluğunu savunuyoruz! Akıllı ve etik olan yaklaşım belki de budur.

         Obezite; psikolojik açıdan insanı azaltan, varlığını sorgulatan,

belki de en yaygın MUTSUZLUK  “Umutsuzluk” hastalığıdır.

    OMDER

Kurucu Başkan

Halil KARGULU

 

Psikolog Üstün Performans Uzmanı

SEMİR BERBER

 

İrtibat Adresi:

Meşrutiyet Caddesi 98/3

Tunel – Beyoğlu / İstanbul

Tel: (212) 245 20 33 – 249 56 60

Fax: (212)249 56 75

Mail: bilgi@omder.com

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.